Assassin’s Creed 3 İndir Direk İndir Tek Link Download Ücretsiz Deneme Sürümü Bedava Demo Yükle – Türkçe Yama ve Tek Part Oyun İndir

Gezginler İndir Türkçe 04 Temmuz 2013 0
sponsorlu baglantilar

Oyun İle İlgili Kısaca Bilgi (Özet): Assassin’s Creed 3 İndir Direk İndir Tek Link Download Ücretsiz Deneme Sürümü Bedava Demo Yükle – Türkçe Yama ve Tek Part Oyun İndir, Bu sözle başladım yazıya. Çok özlü bir söz olduğu için değil, Washington’ın zekasını göstermek için de değil. Nitekim bedava indir ücretsiz indir son sürüm indir direk indir full download ücretsiz yükle free download windows7 windows8 için uyumlu sürümü windows xp ve vista için çalışan versiyonu türkçe yaması tr dil paketi indir ...

Bu sözle başladım yazıya. Çok özlü bir söz olduğu için değil, Washington’ın zekasını göstermek için de değil. Nitekim bu söz her zaman, her yerde geçerli olan bir sözdür ancak yazıya koyma sebebim bunu anlatmak da değil. Bu sözle başladım yazıya çünkü bu söz sadece bir söz değil. Bu, bir adamın hayatının özeti; Ratonhnhaké:ton yani nam-ı diğer Connor’ın hayatının. 2007’de başlayan Assassin’s Creed dizisi biz oyuncuların hayatına Jade Raymond’dan başka daha farklı şeyler de kattı. Belki eski oyunlarla benzerlikleri vardı, belki kötü yanları ama her zaman için Assassin’s Creed denildiğinde insan şöyle durup bir düşünür olmuştu. İlk önce günümüzde (daha doğrusu 2007’deki günümüzde) Desmond Miles’ı tanıdık. Sıradan bir barmendi Desmond. İşini seven, eğlenen, olayları kafasına fazla takmayan genç bir adam. Ardından Abstergo’yu tanıdık. Dünyanın kontrolünü ele geçirmeye çalışan, Animus adından devrimsel bir teknolojiye sahip olan, gizli işlerin içinde, güçlü bir şirket. Bu ikisinin bir araya gelmesi ile Altair karşımıza çıktı. Başlarda asabi ve sabırsız, sadece görevine ve başarıya odaklanıp bu uğurda verdiği ek hasarlara gözünü kapayan ancak zamanla öğrendikleri ve yaşadıklarından ders çıkartarak bilgeleşen bir katil. Ondan sonra Ezio geldi… Ezio farklıydı. Onun doğumuna şahit olduk. Yeni doğmuş bir halde o ufacık ellerini ve ayaklarını hareket ettirdik onun. Sonra genç ve çapkın bir delikanlıyken, her genç ve çapkın delikanlı gibi, girdiği aşk meşk işlerine yardım ettik. Bu zaman boyunca kavgalardan da kaçmadık. Kardeşimiz ile çatılarda yarıştık. Sonra herşey bir anda altüst oldu. Ezio’nun erkek kardeşleri ve babasının ihanete uğradığına ve asıldığına şahit olduk. Annesinin şok geçirerek ömür boyu sessizleştiğine, amcasının Cesare Borgia tarafından katledilmesine, Caterina Sforza ile aşkına, koskoca Papa Rodrigo Borgia’yı öldürmesine. Ülkemize, şehrimiz İstanbul’u ziyaretine şahit olduk. Genç şehzade Süleyman’a yardımına, babası Sultan Selim’e -anlık da olsa- kafa tutmasına şahit olduk ve her insanoğlu gibi bu dünyadan göçüp gitmesine. Ezio’yu biz büyüttük, biz eğittik. Onun aşkı bizim aşkımızdı, intikamı bizim intikamımız, kaderi bizim kaderimizdi. Hatta elindeki kan bile bizim elimize bulaşmıştı. Fakat bunların hepsi artık geride kaldı. Rönesans dönemi artık bitti. Artık muhteşem sanat eserleri, orta çağ müzikleri, Leonardo DaVinci ya da Medici ailesi veya Roma ve Floransa yok. Artık başka yerlerdeyiz. Daha önce hiçbir insanın görmemiş olduğu yerlerde, farklı bir kıtada, farklı bir kültürde, farklı bir asırda ve çok farklı bir oyunda. Cesur yeni dünya Baştan itiraf edeyim, her ne kadar yazıya bir etkisi olmayacak olsa da, benim için serinin en güzel oyunu Assassin’s Creed II’dir. Evet, belki Brotherhood da ona yakın güzellikte olabilir ancak ikinci oyunun yeri kesinlikle ayrıdır benim için. Daha derin bir içerik, daha etkili bir senaryo ve Ezio Auditore de Firenze’nin karizması ciddi anlamda etkilemiştir beni. Hele ki o oyunla karşımıza çıkan glyph’ler ve onların gerçek tarihe mükemmel bir şekilde yerleştirilmiş bulmacaları… Belki bazılarınız katılmayacak ancak birinci oyun ile ikinci oyun arasında hem teknik hem de diğer unsurlardan oldukça büyük gelişmeler de yatar. İşte esas konumuz olan Assassin’s Creed 3 de (AC3) bu değişim benzerliğini fazlası ile taşıyan bir oyun. Her anlamda, bildiğiniz o eski AC oyunlarını, unutmayın ancak, bir kenara bırakın ve AC 3’e o gözle bakın. Çünkü yeni dönem bir Assassin’s Creed ve yeni dönem bir suikastçı ile karşı karşıyasınız. Ve bunu daha ilk andan itibaren anlıyorsunuz. Ubisoft oyun çıkana kadar bizi pek çok video ve görselle besledi sağolsun. Hatta arada sıklıkla “O kadar çok videosunu izledik ki oyunu oynamış kadar olduk” şeklinde yorumlar bile yapılıyordu ki ben de oyunu oynayıp bitirene kadar bu fikre kısmen katılıyordum ancak kazın ayağı öyle değilmiş meğerse. Size oyunu alıp eve geldiğinizde başınıza gelecekleri söyleyeyim. AC3’ü kurup açtığınızda ve Desmond Animus’a yattığında karşınızda Connor’ı beklerken bir anda orta yaşlı, sert ancak centilmenlikten vazgeçemeyen bir İngiliz lordu, Haytham Kenway ile karşılaşacaksınız. Siz de benim gibi “Neyse herhalde bu sefer farklı bir giriş (prologue) düşünmüşler” deyip oynamaya başlayacaksınız. Lakin bir iki saat sonra hala Haytham ile oynadığınızı fark ettiğinizde “Yahu ben yanlış oyunu mu aldım acaba?” demeye başlayacaksınız. Sonraki birkaç saat oyun sizi neşelendirse de kafanızda hep bir soru işareti kalacak ve yaklaşık 4 saat sonra olayları ve inanılmaz bir gerçeği fark edeceksiniz. Ardından Connor emrinize amade olacak. Bir Mohawk olan Connor, yaşadığı toprakların “Yeni Dünya” olarak tarihe geçtiğini bilmeden yaşıtları olan çocuklarla oynayarak gününü geçirmektedir. Bir gün Charles Lee adında bir adamla karşılaşır ve bu yeni düzende onun da hayatı büyük bir değişime uğrar. Köyünü ve annesini kaybettikten bir süre sonra eğitim almak için eski bir suikastçı olan Achilles’in yanına yerleşir ve burada bir suikastçı (assassin) olmayı öğrenir. Elbette bunu “Kolumda bir altın bilezik olsun” mantığı ile yapmaz. Connor’ın amacı köyünü ve bu süreçte annesini katledenlerden, özellikle Charles Lee’den intikam almaktadır. Bu yolun onu bir ulusun yeni bir ülke kurmasına yardım etmeye kadar götüreceğini bilmeden hem de. Hikaye konusunda sizlere çok fazla bilgi vermek istemiyorum. Nitekim oyunun şimdiye kadar çıkmış olan videolarından ön hikayede neler döndüğünü anladınız, elbette bir de bunun arka planı var ki o tamamen ayrı bir olay. Yazının ilerleyen bölümlerinde bu konuya hikayeyi anlatmadan ve elbette spoiler vermeden değineceğim. Şimdi gelelim yeni oyunumuzda bizleri nelerin beklediğine. Her şeyden önce AC 3 oldukça uzun bir oyun bunu aklınızda tutun. Yukarıda bahsettiğim giriş kısmı bile sadece bunu anlatır nitelikte. İkinci oyundan beridir AC serisi bizleri ana görevin dışında görev olan ya da olmayan şeylerle oyalıyor, bu durum yeni oyun AC 3’te de değişmiş değil. Nitekim ben bu görevlerin hiçbirisine bulaşmadan bile sadece ana görevi günde 7-8 saat oynayarak 3 günde bitirdim. Üstelik görevlerde çok fazla takıldığımı da söyleyemem. Kısacası AC 3 sizlere sadece ana görevi ile birlikte 22-24 saatlik bir macera yaşatacaktır. Oyundaki yeniliklerden bir tanesi arayüzde karşımıza çıkıyor. Daha önceden gri tona sahip olan arayüz artık mavi bir tonda. Sol alt köşede minik haritamız hemen yanında sağlık çubuğumuz ve onların yakınında da aktif olan silahlarımızı görebiliyoruz. Silahlar konusunu biraz açacak olursak, artık ateşli silahların çok daha yaygın olduğunu söylemeliyiz. Olayların geçtiği tarihe uygun olarak çakmak taşından tabanca ve tüfekler etrafta cirit atıyor. İşin güzel yanı ise tüfekleri etrafta rahatça bulabilmeniz. Önceki oyunlarda olduğu gibi AC3’te de öldürdüğünüz düşmanlardan düşen silahları alabilmenizin yanında artık yerlerinde duran silahları da kullanabiliyorsunuz. Örneğin bir askeri kampa girdiğinizde silahların dizilmiş olduğu raftaki tüm silahları teker teker kullanabiliyorsunuz. Bu da doldurması bir hayli zaman alan ateşli silahları daha hızlı kullanmanıza yarıyor. Normalde ise bir silahı doldurmak nerden baksanız 8-10 saniyenizi alıyor. Bunun için ise alternatif ateş tuşuna basılı tutmak zorunda kalıyorsunuz. Ateşli silahların yanında el bombaları ve mayınlar da bizlerle birlikte olacak diğer korkutucu silahlarımız. Nitekim oyunu hızlıca bitirmek istediğim için bu ikisini çok fazla kullanma fırsatım olmadı maalesef. Ancak şunu söyleyebilirim ki 4-5 defa denediğim zorlu bir görevde mayının bana oldukça yardımı dokundu ve görevi çok rahat geçtim. Ardından ise melee silahlar dediğimiz dövüş silahlarımız mevcut. Zehirli oklar, Tomahawk baltamız, hidden blade (hook blade gibi de kullanılabiliyor) ve ucunda uzun bir ip bağlı olan bir okumuz da mevcut.

Assassin’s Creed 3 Ekran Görüntüleri

Assassin’s Creed 3

Not: Bu sitedeki linkler tamamen yasaldır. İllegal indirme linkleri kesinlikle yoktur.
sponsorlu baglantilar



Yorum Yazın »

Current month ye@r day *